<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M-SEFA</title>
	<atom:link href="https://www.m-sefa.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.m-sefa.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Aug 2022 07:19:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2</generator>

<image>
	<url>https://www.m-sefa.com/wp-content/uploads/2021/06/cropped-WhatsApp_Image_2021-05-17_at_13.06.44__1_-removebg-preview-e1624199936705-32x32.png</url>
	<title>M-SEFA</title>
	<link>https://www.m-sefa.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Güzel Ahlakın İnsan Üzerinde Etkisi</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/guzel-ahlakin-insan-uzerinde-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2022 07:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3195</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Osman (r.a.) buyuruyor ki: “İnsan eğer bir sözün sahibini biliyorsa onu söylemezse hırsızlık yapmış oluyor.” Mesela bu sözü kim söylemiş? Hz. Ali (r.a.) söylemiş. Sen de söyleyeceksin, “Bunu Hz. Ali (r.a.) söyledi. Allah onlardan razı olsun.” Söylemezsen sanki çalmış gibi oluyorsun. Bazı uyanıklar var; öyle gidiyor dergâhlara ya da tasavvuf kitaplarına bakıyor. Biraz Abdulkadir Geylani (k.s.) sözlerine bakıyor. Ondan sonra büyük zatların sözlerini ezberliyor, hallerini de görüyor, sanki böyle bir elbise gibi hemen alıyor üzerine geçiriyor. Ama amel yok. Yani Abdulkadir Geylani (k.s.) bu sözü söylemiş ama ne aşamalardan geçtikten sonra söylemiş? Onu kendine mi mâl etmeye çalışıyor. Onların hazır söylemiş olduğunu tabii ki rivayet edeceğiz, tabii ki söyleyeceğiz, olaylardan ibret alacağız. Ama amel ile beraber amelsiz olursa Cemil Baba’nın (k.s.) bir sözü var: “Kuş gibi ağızdan öğrenmiş.” Kuşlara ötmesini öğretiyorlar ya o da evliyayı ziyaret etmiş, bir şeyler duymuş ama işin hakikatini bilmiyor. Haydar Baba’nın (k.s.) yanına bir adam gelmiş. Kafasından büyük, yeşil bir sarık çıkartmış. Haydar Baba (k.s.), “Hoş geldin oğlum.” demiş. Adam, “Hoş bulduk.” demiş. Haydar Baba’nın hanımı da orada izliyor, konuşmaları duyuyormuş. Adam, “Baba bu benim sarığım.” demiş. Haydar Baba (k.s.), “İyi oğlum, Allah seni mübarek etsin.” demiş. Sonra adam demiş ki, “Bu da benim cübbem, bu da benim icazetim, ben şeyh oldum.” demiş. Haydar Baba (k.s.),“Oğlum sen ne iş yapıyorsun?” demiş. Adam, “Biyoloji okudum.” demiş. Haydar Baba (k.s.), “Peki sen biyoloji okumak için ne yaptın?” demiş. Adam, “İşte ilkokula, ortaokula, üniversiteye gittim, sonra üniversiteyi bitirdim, biyolog oldum.” demiş. Haydar Baba (k.s.), demiş ki: “Peki yavrum, sen şeyh olmakiçin ne yaptın?” Adam demiş ki: “Bir şey yapmadım da şeyh olmak hoşuma gidiyordu.” Hacı Anne de (rh.a.) adamın “Ben şeyhim” filan dediğini duymuş. Oradan çıkmış, adamı bir paylamış. Hacı Anne (rh.a.) demiş ki: “Terbiyesiz! Sen kim oluyorsun da Baba’nın yanına gelip ben şeyhim diyorsun.” demiş. Molla Bahri Hazretleri (rh.a.) buyuruyor ki: Haydar Baba, hiç kimsenin aleyhinde bir kelime konuşmazdı. Sadece o adama dedi ki: “Ya kusura bakma, benim hanım biraz sinirlidir.” Seyda Molla Bahri (rh.a.), yıllarca HaydarBaba’nın (k.s.) yanında kaldı. Yani Molla Bahri (rh.a.) daha çocukken Haydar Baba’yla (k.s.) tanışmış.Seyda’nın Molla Muhammed (rh.a.) diye hocası vardı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hz. Osman (r.a.) buyuruyor ki: “İnsan eğer bir sözün sahibini biliyorsa onu söylemezse hırsızlık yapmış oluyor.” Mesela bu sözü kim söylemiş? Hz. Ali (r.a.) söylemiş. Sen de söyleyeceksin, “Bunu Hz. Ali (r.a.) söyledi. Allah onlardan razı olsun.” Söylemezsen sanki çalmış gibi oluyorsun. Bazı uyanıklar var; öyle gidiyor dergâhlara ya da tasavvuf kitaplarına bakıyor. Biraz Abdulkadir Geylani (k.s.) sözlerine bakıyor. Ondan sonra büyük zatların sözlerini ezberliyor, hallerini de görüyor, sanki böyle bir elbise gibi hemen alıyor üzerine geçiriyor. Ama amel yok. Yani Abdulkadir Geylani (k.s.) bu sözü söylemiş ama ne aşamalardan geçtikten sonra söylemiş? Onu kendine mi mâl etmeye çalışıyor. Onların hazır söylemiş olduğunu tabii ki rivayet edeceğiz, tabii ki söyleyeceğiz, olaylardan ibret alacağız. Ama amel ile beraber amelsiz olursa Cemil Baba’nın (k.s.) bir sözü var: “Kuş gibi ağızdan öğrenmiş.” Kuşlara ötmesini öğretiyorlar ya o da evliyayı ziyaret etmiş, bir şeyler duymuş ama işin hakikatini bilmiyor. Haydar Baba’nın (k.s.) yanına bir adam gelmiş. Kafasından büyük, yeşil bir sarık çıkartmış. Haydar Baba (k.s.), “Hoş geldin oğlum.” demiş. Adam, “Hoş bulduk.” demiş. Haydar Baba’nın hanımı da orada izliyor, konuşmaları duyuyormuş. Adam, “Baba bu benim sarığım.” demiş. Haydar Baba (k.s.), “İyi oğlum, Allah seni mübarek etsin.” demiş. Sonra adam demiş ki, “Bu da benim cübbem, bu da benim icazetim, ben şeyh oldum.” demiş. Haydar Baba (k.s.),<br>“Oğlum sen ne iş yapıyorsun?” demiş. Adam, “Biyoloji okudum.” demiş. Haydar Baba (k.s.), “Peki sen biyoloji okumak için ne yaptın?” demiş. Adam, “İşte ilkokula, ortaokula, üniversiteye gittim, sonra üniversiteyi bitirdim, biyolog oldum.” demiş. Haydar Baba (k.s.), demiş ki: “Peki yavrum, sen şeyh olmak<br>için ne yaptın?” Adam demiş ki: “Bir şey yapmadım da şeyh olmak hoşuma gidiyordu.” Hacı Anne de (rh.a.) adamın “Ben şeyhim” filan dediğini duymuş.  Oradan çıkmış, adamı bir paylamış. Hacı Anne (rh.a.) demiş ki: “Terbiyesiz! Sen kim oluyorsun da Baba’nın yanına gelip ben şeyhim diyorsun.” demiş. Molla Bahri Hazretleri (rh.a.) buyuruyor ki: Haydar Baba, hiç kimsenin aleyhinde bir kelime konuşmazdı. Sadece o adama dedi ki: “Ya kusura bakma, benim hanım biraz sinirlidir.” Seyda Molla Bahri (rh.a.), yıllarca Haydar<br>Baba’nın (k.s.) yanında kaldı. Yani Molla Bahri (rh.a.) daha çocukken Haydar Baba’yla (k.s.) tanışmış.<br>Seyda’nın Molla Muhammed (rh.a.) diye hocası vardı. Seyda anlatmıştı. Böyle köy odaları olurdu, köy odalarında konuşuyorlarmış, “Artık âlimler kalmadı. Şeyhler vefat etti, astılar, kestiler ve geride bir şey koymadılar. Bu milletin hali ne olacak?” diye konuşuyorlar. Bir sabah kalkıyorlar, üç yüz tane asmışlar. Yani âlimler sarıklarını çıkartmışlar, “Biz âlim değiliz” diyorlarmış. Böyle bir ortamda halk konuşuyor. Seyda, o zaman amcasıyla beraber Palu’ya gelmiş. Seyda’nın kendisi anlatıyor; “Palu’ya geldik, baktım” diyor. “Bir berber dükkânının önünde sandalyede bir zat oturuyor. Gözlerini kapatmış, havaya doğru bakıyor. Sakallar<br>böyle simsiyah, yüzüne yeşil bir nur inmiş, o şekilde duruyor.” “Ben de…” diyor “daha çocuğum, amcamın kolunu çektim. “Amca” demiş, “bak, siz hiç kimse kalmadı, diyordunuz. Ama bu zata bak, bu ne büyük bir mübarek zattır. Kimdir, nedir bir haber alalım dedik ama korkumuzdan yanına gidemedik” diyor. Aradan zaman geçti. Baba (rh.a.) böyle köylere haber gönderiyor. “İzin verirseniz, müsaadeniz olursa bu köye geleceğim. Zikir yapacağız, sohbet yapacağız.” O köyden izin çıkarsa o köye gidiyor, bir gece kalıyor. Öbür köye gidiyor, bir gece de orada kalıyor. Köy köy, kapı kapı geziyor. Seyda’nın ilk talebe olduğu köye de haber göndermiş, köylüler de “Baba gelsin” demişler. Baba (rh.a.) gitmiş. Seyda’nın hocası da çok yaşlı, “Böyle” diyor “biz kanepeler de oturuyoruz. Baba (rh.a.) sohbet yaptı. Sonra Molla Muhammed’e dedi ki:<br>“Seyda müsaade edersen biz biraz da zikir yapalım.” Molla Muhammed dedi ki: “Ben yaşlıyım, bana karışmayın, siz ne yaparsanız yapın.” Halka kuruldu, Baba (rh.a.) La İlahe İllallah çekiyor diyor. Baba, cübbeyi böyle bir savurdu, bu taraftakiler gitti. Bir de bu tarafa savurdu aynı hareketle böyle bu taraftakiler de gitti. Kafası kesilmiş tavuk gibi millet ne olduğunu anlamadan millet arı kovanı gibi perişan oldular. Yüzünü ne tarafa çevirse Baba, oradakiler tarikat dersi aldı. Haydar Baba’nın (rh.a.) kerametleri böyle apaçıktı. Haydar Baba Hazretleri (k.s.) irşada çıktığında Efendimiz aleyhisselatu vesselamın emriyle çıkmıştı. Seyda orada işte ders almış. İyi ders almış. Molla Bahri Hazretleri (rh.a.)  diyor, “Baba ile beraber irşada çıktık” diyor, “Kırk gün boyunca o köy bu köy dolaştık. Baba ile beraberdik. Banyo, su, yemek yok. Bir de bir ton sıkıntı,<br>kırk gün sonra Baba bana dedi ki: “Seyda Molla Bahri sen artık git, yeter. Sen talebelere derslerini okumaya devam ettir.” Baba diyor oradan öteye gitmeye devam ediyor. Günlerce hatta aylarca öyle kapı kapı gezerek anlatırdı, hiç durmak yok. Ne ev bark, ne çocuk ne dağ taş demeden gezer anlatırdı… Cemil Baba diyor; “Biz giderdik irşada, saçlarımız keçe gibi olurdu, taş gibi olurdu. Su bulup banyo bile yapamazdık.”<br>Çok çalıştılar, çok emek verdiler… Tarikat buraya kadar geldi, aksi takdirde gözümüzü açtığımızda, çoktan dalalete düşmüş, geçip gitmişiz. Allah muhafaza etsin. Baba (rh.a.) giderdi bir köye, “Baba gelmiş” derlerdi. Sabaha kadar zikir olurdu, ertesi gün başka bir köye giderdi. “Baba daha yeni geldin” derlerdi, o gün de orası bırakmazdı, sabaha kadar zikrederlerdi. Ertesi gün öbür köye, öbür köye… Hiç yatmak gibi bir derdi yoktu, rahmet vardı. Büyük bir köy var, Alevi köyü. Oradan geçerken gelmişler Haydar Baba’ya<br>(rh.a.) demişler, “Baba bizim köye de gelir misin?” “Gelirim” demiş, gitmiş Alevi dedeleri böyle oturmuş, cemaat de böyle dolu olmuş. Baba (rh.a.) demiş ki: “Siz niye namaz kılmıyorsunuz?” “Baba biz İmam Cafer’e tabiyiz ama siz İmam-ı Azam’a (rh.a.) tabisiniz.” Haydar Baba (rh.a.) demiş, “Şu İmam Cafer’i, İmam-ı Azam’ı (rh.a.) hepsini bir kenara bırakın.” Almış böyle Kur’an-ı Kerim’i eline, “Siz buna inanıyor musunuz, inanmıyor musunuz? Onları bırakın.” demiş. Dede diyor, elini böyle alnına çatmış, beş dakika düşünmüş; “İnanıyoruz” demiş, “inanıyoruz.” “Bak inanmıyorum deseydiniz zaten kâfirsiniz, benim sizinle ilgim kalmazdı ama inanıyoruz diyorsanız açalım Kur’an’ı ne diyor? Namaz kıl tamam kılalım, oruç tut tamam tutalım, Kur’an’ın dediğini yapalım.” Sonra köyün hepsi tövbe etmiş. Haydar Baba’dan (k.s.) tarikat dersi<br>almışlardı. Köye de cami yapmışlardı, sonra da o köyden ne kadar vurducu kırdıcı terörist varsa hepsi Baba’nın birer dervişi olmuşlardı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakkın Rızasını Kazanma</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/hakkin-rizasini-kazanma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 19:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3193</guid>

					<description><![CDATA[Haramlardan uzak dur; seni mutlu edecek değil. Nefis ve şeytana fırsat verme; sana dost olacak değil. Gaflet uykusundan uyan; bu hayat ebedi değil. Hakkın rızasını ara ve salih amele koş; bu dünyaya gelen kalıcı değil. Her şey haber veriyor; bu gençlik sana kalıcı değil. Ecel gelince dostların tek tek gider; ana, baba, eş, dost ve bu dünya sana kalıcı değil. Zikirsiz geçen günler seni mutlu edecek değil. Acil! Tövbe yap, Rabbine yönel, pişmanlık duy ve Hakka yönel; bu günahlar seni mutlu edecek değil. -Hacı Katip Efendi (k.s.)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Haramlardan uzak dur; seni mutlu edecek değil. Nefis ve şeytana fırsat verme; sana dost olacak değil. Gaflet uykusundan uyan; bu hayat ebedi değil. Hakkın rızasını ara ve salih amele koş; bu dünyaya gelen kalıcı değil. Her şey haber veriyor; bu gençlik sana kalıcı değil. Ecel gelince dostların tek tek gider; ana, baba, eş, dost ve bu dünya sana kalıcı değil. Zikirsiz geçen günler seni mutlu edecek değil. Acil! Tövbe yap, Rabbine yönel, pişmanlık duy ve Hakka yönel; bu günahlar seni mutlu edecek değil.</p>



<p><strong>-Hacı Katip Efendi (k.s.)</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbadette Devamlılık ve Sıla-i rahim Önemi</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/ibadette-devamlilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2022 19:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faydalı Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3138</guid>

					<description><![CDATA[Allah (c.c.), sana yol açar. İnsan, asla ve kat’a Allah (c.c.) hakkında bir zanda bulunmayacak. Abdulkadir Geylani (k.s.) kitabında diyor ki: “Bazen Allahu Teâlâ (c.c.) kulları şöyle terbiye eder; adam ekonomik bir sıkıntıya düşer, para lazım, mal lazım olabilir.” Allah’tan (c.c.) başka herkes sıkıntıya düşebilir.En yakınlarından başlar; “Bana biraz bir şeyler ver, borç ver.” Borç ister ama vermezler. Çünkü Allah (c.c.) onun kalbini çevirdi. O, Allah’a (c.c.) gitmedi, adama gitti. Hâlbuki ona para vermedi. Bu sefer sana gelir, Allah (c.c.) senin de kalbini çevirir, sen de vermezsin. Ona gider, o da vermez. Uzak çevresinegitse onlar da ona yardım etmez. Bu sefer şöyle düşünür; artık ümidi kesti ya: “Ya Rabbi… Ya Rabbi… Sen bana yardım et.” Hâlbuki baştan Allah (c.c.) seni kendisine çağırdı. Geçen gün hasta bir adam geldi… “Beyefendi, senin hiçbir şeyin yok.” dedim. “Hocam, nasıl oluyor? Benim başıma böyle şeyler geldi.” “Niye geldi biliyor musun? Buraya gelmen için Allah (c.c.) seni sevdi, sana bir musibet verdi. O musibeti çözmek için mecbur kaldın, buraya geldin. Yoksa sen sittin sen kapıdan içeriye girmezdin.” “Doğru diyorsun, benim ne işim olur, buralarda.” dedi. “Ne işin olur, mecbur geleceksin, yollar Hz. Allah’ın (c.c.) elindedir. Eğerki onda bir hayır görmese var ya, mümkün değil kapısından da geçirmez. Seni sevmiş; sen geç bu tarafa, sen bu tarafa, sen bu tarafa… Anlaşıldı mı?”Adam, SSK’da bir işte çalışıyor. Her ay tam yatırması lazım, o ise beş gün yatırıyor, on gün yatırıyor ve hep borçlu kalıyor. Emeklilik çağı gelince diyor, ki “Beni emekli edin.” Onlar da diyor; ki “Senin eksik günlerin var önce onları ver, ondan sonra emekli ol.” Ahiret de öyledir, hiç eksik olmayacak, her gün dersini çekeceksin. Fakir oldun, sıkıntılı oldun, dertli oldun, hasta oldun… Oturup, abdest alacaksın, güzel iki rekât namaz kılacaksın, namazdan sonra bir tövbe istiğfar yapacaksın, sonra “La ilahe illallah” zikrine devam edeceksin. Senin üzerine böyle rahmet yağmur gibi yağar. Kıyamet kopsa da umurunda olmaz çünkü gönlünü Allah’a (c.c.) verdin fakat insan bu ibadetleri bir gün yapıyor, hiçbir şey olmadı… İkinci gün yapıyor, yine bir şey olmadı… Sonra diyor ki bundan bir şey çıkmıyor. Halbuki sabır ile devam etmesi gerekir. Allah murad ettiğinde mutlaka [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Allah (c.c.), sana yol açar. İnsan, asla ve kat’a Allah (c.c.) hakkında bir zanda bulunmayacak. Abdulkadir Geylani (k.s.) kitabında diyor ki: “Bazen Allahu Teâlâ (c.c.) kulları şöyle terbiye eder; adam ekonomik bir sıkıntıya düşer, para lazım, mal lazım olabilir.” Allah’tan (c.c.) başka herkes sıkıntıya düşebilir.En yakınlarından başlar; “Bana biraz bir şeyler ver, borç ver.” Borç ister ama vermezler. Çünkü Allah (c.c.) onun kalbini çevirdi. O, Allah’a (c.c.) gitmedi, adama gitti. Hâlbuki ona para vermedi. Bu sefer sana gelir, Allah (c.c.) senin de kalbini çevirir, sen de vermezsin. Ona gider, o da vermez. Uzak çevresine<br>gitse onlar da ona yardım etmez. Bu sefer şöyle düşünür; artık ümidi kesti ya: “Ya Rabbi… Ya Rabbi… Sen bana yardım et.” Hâlbuki baştan Allah (c.c.) seni kendisine çağırdı. Geçen gün hasta bir adam geldi… “Beyefendi, senin hiçbir şeyin yok.” dedim. “Hocam, nasıl oluyor? Benim başıma böyle şeyler geldi.” “Niye geldi biliyor musun? Buraya gelmen için Allah (c.c.) seni sevdi, sana bir musibet verdi. O musibeti çözmek için mecbur kaldın, buraya geldin. Yoksa sen sittin sen kapıdan içeriye girmezdin.” “Doğru diyorsun, benim ne işim olur, buralarda.” dedi. “Ne işin olur, mecbur geleceksin, yollar Hz. Allah’ın (c.c.) elindedir. Eğer<br>ki onda bir hayır görmese var ya, mümkün değil kapısından da geçirmez. Seni sevmiş; sen geç bu tarafa, sen bu tarafa, sen bu tarafa… Anlaşıldı mı?”<br>Adam, SSK’da bir işte çalışıyor. Her ay tam yatırması lazım, o ise beş gün yatırıyor, on gün yatırıyor ve hep borçlu kalıyor. Emeklilik çağı gelince diyor, ki “Beni emekli edin.” Onlar da diyor; ki “Senin eksik günlerin var önce onları ver, ondan sonra emekli ol.” Ahiret de öyledir, hiç eksik olmayacak, her gün dersini çekeceksin. Fakir oldun, sıkıntılı oldun, dertli oldun, hasta oldun… Oturup, abdest alacaksın, güzel iki rekât namaz kılacaksın, namazdan sonra bir tövbe istiğfar yapacaksın, sonra “La ilahe illallah” zikrine devam edeceksin. Senin üzerine böyle rahmet yağmur gibi yağar. Kıyamet kopsa da umurunda olmaz çünkü gönlünü Allah’a (c.c.) verdin fakat insan bu ibadetleri bir gün yapıyor, hiçbir şey olmadı… İkinci gün yapıyor, yine bir şey olmadı… Sonra diyor ki bundan bir şey çıkmıyor. Halbuki sabır ile devam etmesi gerekir. Allah murad ettiğinde mutlaka olur.</p>



<p>Abdulkadir Geylani (k.s.) buyuruyor ki: “Allahu Teâlâ, evliyaları belaların altında saklar.” Yani üstünde bela, musibetler, keder, sıkıntı… Önce onları çekecek sonra evliya olacaksın. “Neden böyle yaptı?” diyor. “Çünkü sahtekârlarda ben evliyayım der.” diyor. Herkes böyle bir makama meyil ediyor. Şimdi herkes zengin olmak istiyor ama çalışması lazım, çalışmak zor gelince aşağıya oturuyor. O oturduğu zaman nasıl zengin olacak? Kimin zengin olup olmayacağını Allah (c.c.) bilir ama gerçek şu ki; çalışmayan hiçbir zaman zengin olamaz. Evlenmeyen birisinin “benim çocuğum olsun” demesi gibidir. O evlenmeyen adam evlenir ise çocuğu olur veya olmaz onu yalnızca Allah (c.c.) bilir. Kesin olan bir şey var; evlenmeyen bir adamın asla çocuğu olamaz. Allah murad etmediği müddetçe. Peki bu nasıl olacak?.. Tarihte iki kere olmuş; bu olay bir Âdem (a.s.), ikincisi de İsa (a.s.) peygamberin yaratılışıdır. Ben zengin olayım dersen bunun yolu çalışmaktan geçiyor. Evliya olmak için ve Allah’ın (c.c.) rızasına ermek için, belalara sabretmek gerekir. Çünkü sahtekârlar bu sabrı gösteremez. Geçen gün bir kişi telefon açıp; diyor ki, “Ben Bursa’da sizin arkadaşlarla<br>tanıştım, bana ders verdiler, zikri çekiyorum, namazı da kılıyorum. Öyle güzel namazları kılıyordum, heyecanla hep namaz vakitlerini bekliyordum” diyor. “Şimdi bir soğukluk geldi, namaz kılmak istemiyorum. İçimden ibadet yapmak gelmiyor” diyor. “Beyefendi bunun namazla alakası yok, zikirle de alakası yok… Senin sinirlerin bozulmuş, sen bir gün onu yaparsın, üç gün başka bir şey yaparsın, beş gün farklı bir şeyler yaparsın. Kafanda bir şeyler var, olan ve olamayan birçok şeyleri de kafaya takmışsın. O yüzden senin başın da ağrır, sırtın da ağrır.” “Doğru söylüyorsun.” diyor. Bir ihtiyara hürmet ettin, muhabbet duydun, yardım ettin, o zaman burada iki tane müjde var:<br>1- O adamın uzun yaşayacağına işaret ediyor.<br>2- Ona hizmet edecek insanlar yaratacak.<br>Bu çok önemlidir. Yani onun için özellikle anneniz babanız ikisi hayattaysa ya da biri hayattaysa aman çok dikkat edin. Onlar Allah’ın rızasına uygun ne deseler başını aşağı eğeceksin, “Tamam babacığım, tamam anneciğim” diyeceksin. Anneye babaya karşı asla asi olunmaz. Çünkü annenin, babanın duaları Allah katında çok makbuldür. Allahu Teâlâ buyuruyor ki:</p>



<p><strong>Rabbin, O’ndan başkasına kulluk yapmamanızı ve anne-babaya ihsan ve iyilikle davranmanızı emretmektedir. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa onlara “öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle (ki İslâm ve insanlık bunu gerektirir). (İsrâ Sûresi, 23. ayet)</strong><br>Demek ki birinci kaçınılması gereken şey; Allah’a ortak koşmamaktır. İkincisi de anneye babaya iyilik yapmaktır. </p>



<p><strong>Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge” (diye dua etmeli, hürmet ve şefkat göstermelidir). (İsrâ Sûresi, 24. ayet)</strong><br>Demek ki salih bir mümin ne yapacak? Annesi babası yanındaysa onlara karşı tevazulu, yumuşak huylu olacak. Kanatlarını böyle yere kadar indirecek. Bir de onlara dua edecek. Ayet-i kerimede geçen dua şöyledir: “Ya Rabbi bu annem babam bana küçükken nasıl bana baktıysa, merhamet gösterdiyse şefkat gösterip ve beni büyüttü ise. Sen de annemle babama öyle merhamet et.” Yani bak ayet-i kerimede şöyle geçiyor “öf bile” söylemeyin. Bir iş yaparken öf dersen, yani bu tefsirde geçiyor, bu en hafif haramsa ötekileri yani diğer söylemler daha çok haramdır. Demek ki karşı gelmek, kaba kelimeler kullanmak, üzmek, bunlar haydi haydi şiddetli haram olmuş olurlar. Hatta bazı âlimler, “Çocuklara şunu yap, bunu yap demezler. Çünkü çocuk yapmazsa günaha girer” diyor. Alimler hoşlanmadığı işlerde ise; bunu böyle yapsan daha iyi olur şeklinde söylerler. </p>



<p>Cemil Baba (rh.a.) bunu çok güzel söylerdi. Bir iş sorulduğunda. Eğer mübarek orada onay verirse “Tamam oğlum yap, çok iyi, çok güzel.” derdi. Onay vermezse yapma da demezdi; biliyordu adam gidip yine yapacak, “Sen bilirsin.” derdi. “Baba, şunu yapalım mı?” “Sen bilirsin…” “Sen bilirsin.” dedi mi; anla ki, o mübarek o işi istemiyor. “Sen bilirsin.” dedi mi, adam şimdi düşünüyor, “Ya baba niye böyle dedi?” Çünkü rızası yok ama direkt yapma derse emrini çiğnemiş olur o zaman da kötü olur. Yani bir âlimin sözünü dinlememenin, bir evliyanın sözünü dinlememenin faturası ağır olur. Yani döner dolaşır, gelir aynı şeyi gene yapar, bu sefer bin kat zarara uğramış olur. Fırsatı değerlendirin… Anneye babaya, komşuya, akrabaya, akrabalara da iyilik yapın. İki türlü akrabalık vardır:<br>1- Yakın akrabalık.<br>2- Uzak akrabalık.<br>Dayı, teyze, amca, hala… Bunlar yakın akrabalardır. Kardeşler, mesela kardeşler çok mühim, kardeşlik hukuku… Sonra teyze, amca, hala… Bunlar yakın akrabalardır, ziyaret etmek lazım. Buna sıla-i rahim diyorlar. Sıla-i rahim yapanın rızkı bol olur. <strong>“Rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını isteyen sıla-i<br>rahimde bulunsun, akraba ve dostlarını ziyaret etsin. Onlara iyilikte bulunsun.” (Buhârî, edeb, 12)</strong> sıla-i rahimle yakın akrabayı ziyaret etmek rahmettir. Yani gökten aşağıya inen bir rahmet gibidir; onu kesen, sanki Allah’ın rahmetini kesmiş gibi olur. İyilik yapmak ayrı bir şeydir, ziyaret yapmak ayrı bir şeydir. Mesela<br>yakınsa diyelim ayda bir sefer, iki üç ayda bir sefer, uzaksa senede bir sefer, çok çok uzaksa dört beş senede bir sefer gitmek gerekir. Ama adam hiç gitmiyor. Yani Allah razı olsun, benimde de bir işim düştü mü sana telefon açıyorum, yapıyorsun ve sevabını alıyorsun ama buraya geldiğin gibi oluyor mu hiç?<br>Şeriatın hikmetleri var… Şeriat akılla anlaşılmaz. Şeriat diyor ki; “Halanı, teyzeni, dayını vb tüm akrabalarını ziyaret et.” kısacası sıla-i rahim yap ve akrabanı gözet. Onların ihtiyacını görmek ayrı bir emirdir. İyilik yapmak ayrı bir emirdir. Sen orada uyanıklık yapıyorsun. Birini diğerinin yerine de geçirmeye çalışıyorsun. Şimdi boy abdestinin yeri ayrıdır, namaz abdestinin yeri ayrıdır. Daha ince bir şey söyleyeyim; “Niyet ettim Allah rızası için abdest alıp namaz kılmaya” diye abdestini sınırlandırırsan sen onunla sadece namaz kılarsın, Kur’an okuyamazsın. Çünkü niyetini öyle yaptın. Bütün dert, dava niyetle alakalıdır. Yani niyet seni yükseltir de, niyet seni alçaltır da. Niyet amelden önce ve önde geliyor. Bazı şeyler de öyledir; dışı sünnet, içi farzdır. Mesela selam vermek sünnet, almak farzdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TARİKAT’A GİRİŞ ve BİR SUFİNİN BİR GÜNÜ / HER GÜNÜ</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/tarikata-giris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2022 19:39:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faydalı Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3133</guid>

					<description><![CDATA[Tarikata girişte ilk yapılan iş tövbedir. Allah’a (C.C.) dönüş yapmaya tövbe denir. O halde anlaşılıyor ki, tövbe sadece ‘’Tövbe ya Rabbi!’’ demek değildir. Tövbe aslında insanın hayatının akışını, yönünü, yaşam tarzını değiştirmesi demektir. O bakımdan Allah’a (C.C.) tövbeyi güzel yapmak lazım. Ayrıca insanın hatasından, kusurundan, suçundan başka bir de kul hakları olabilir. Tövbe etmek kul haklarını silmez, kulun hakkını sahibine götürüp vermek ve helalleşmek lazım! Günahlarından, kul haklarından başka bir de kılmadığı namazlar, tutmadığı oruçlardan dolayı da vebali olabilir. İnsanın bu dünyadayken kılmadığı namazları, tutmadığı oruçlarını ödemesi gerekir. Allah (C.C.), Habib-i Edibi hürmetine geçmiş günahlarımızı affetsin. Bundan sonraki ömrümüzde, Allah’ın (C.C.) sevgili kulu olarak yaşamaya bizi muvaffak eylesin, sevdiği işleri yapmayı nasip eylesin (Amin). Bundan sonra devamlı abdestli gezin. Abdesti olan bir insana şeytan tesir edemez; insanın hayırları işlemesi kolay olur, şerleri işlemesi zor olur. Her gün zikir vazifelerinizi yapın. Allah’ın (C.C.) rızasını kazanmak için en kestirme yol ve en çok sevap kazanma şekli zikirdir. ZİKİRLER Aşağıda belirttiğimiz zikirler Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) tavsiye ettiği zikirlerdir ve her gün tekrarlanmalıdır. Gününüzün münasip bir zamanında, tercihen temiz, tenha bir yerde, kıbleye doğru diz çöküp oturun, gözlerinizi yumun; 100 defa ‘’Estağfirullah’’ diye tövbe ederek başlayın! Ardından,11 İhlas (Kulhüvallahu ehad,…) Bu çok önemli bir sûredir; Kur’an-ı Kerim’in üçte birini okumak kadar sevaplıdır.1 Felak, 1 Nas, Sonra 3 Fatiha sûrelerini okuyun; Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) ve Peygamber Efendimiz’den (S.A.V.) bize kadar gelmiş geçmiş Evliyaullah büyüklerimizin, Mürşid-i Kamillerimizin, Tarikat Pirlerimizin ruhlarına bunları hediye edin. Ki o mübarekler sizi sevsin, manevi bakımdan yardımcı olsunlar.Sûreleri hediye ettikten sonra Rabıta-ı Mevt yapmak gerekir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde ölümü düşünmeyi emrediyor. Sevabı çoktur, faydası çoktur, kalbi cilalar, insanın feyzi artar ve gafletten uyanması mümkün olur, nefsi ıslah olur. Onun için ölümü güzelce düşünün: Kendinizi yatakta yatıyor vaziyette ve son anlarınızmış gibi düşünün. Ölüm geldiğinde sizi yıkıyorlar, kefenliyorlar, tabuta koyuyorlar, camiye getiriyorlar ve namazınızı kılıyorlar. İşte cemaat tabutunuzu aldı kabristana götürüyor.Toprağa gömdükten sonra imam telkin veriyor. Cemaat dağılıyor ve gidiyor. Kabrin içinde melekle baş başa kalıyorsunuz. Melek soruyor: ‘’Rabbin kim, dinin ne, Peygamberin kim, kitabın ne, kıblen neresi?’’ Onlara cevap verdiğinizi düşünün! Ahiret âleminde Evliyaullah büyüklerimizle, Cenab-ı Mevla’nın zikri ve tesbihi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarikata girişte ilk yapılan iş tövbedir. Allah’a (C.C.) dönüş yapmaya tövbe denir. O halde anlaşılıyor ki, tövbe sadece ‘’Tövbe ya Rabbi!’’ demek değildir. Tövbe aslında insanın hayatının akışını, yönünü, yaşam tarzını değiştirmesi demektir. O bakımdan Allah’a (C.C.) tövbeyi güzel yapmak lazım. Ayrıca insanın hatasından, kusurundan, suçundan başka bir de kul hakları olabilir. Tövbe etmek kul haklarını silmez, kulun hakkını sahibine götürüp vermek ve helalleşmek lazım! Günahlarından, kul haklarından başka bir de kılmadığı namazlar, tutmadığı oruçlardan dolayı da vebali olabilir. İnsanın bu dünyadayken kılmadığı namazları, tutmadığı oruçlarını ödemesi gerekir. Allah (C.C.), Habib-i Edibi hürmetine geçmiş günahlarımızı affetsin. Bundan sonraki ömrümüzde, Allah’ın (C.C.) sevgili kulu olarak yaşamaya bizi muvaffak eylesin, sevdiği işleri yapmayı nasip eylesin (Amin). Bundan sonra devamlı abdestli gezin. Abdesti olan bir insana şeytan tesir edemez; insanın hayırları işlemesi kolay olur, şerleri işlemesi zor olur. Her gün zikir vazifelerinizi yapın. Allah’ın (C.C.) rızasını kazanmak için en kestirme yol ve en çok sevap kazanma şekli zikirdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ZİKİRLER</h2>



<p>Aşağıda belirttiğimiz zikirler Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) tavsiye ettiği zikirlerdir ve her gün tekrarlanmalıdır. Gününüzün münasip bir zamanında, tercihen temiz, tenha bir yerde, kıbleye doğru diz çöküp oturun, gözlerinizi yumun; 100 defa ‘’Estağfirullah’’ diye tövbe ederek başlayın! Ardından,11 İhlas (Kulhüvallahu ehad,…) Bu çok önemli bir sûredir; Kur’an-ı Kerim’in üçte birini okumak kadar sevaplıdır.<br>1 Felak, 1 Nas, Sonra 3 Fatiha sûrelerini okuyun; Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) ve Peygamber Efendimiz’den (S.A.V.) bize kadar gelmiş geçmiş Evliyaullah büyüklerimizin, Mürşid-i Kamillerimizin, Tarikat Pirlerimizin ruhlarına bunları hediye edin. Ki o mübarekler sizi sevsin, manevi bakımdan yardımcı olsunlar.<br>Sûreleri hediye ettikten sonra Rabıta-ı Mevt yapmak gerekir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde ölümü düşünmeyi emrediyor. Sevabı çoktur, faydası çoktur, kalbi cilalar, insanın feyzi artar ve gafletten uyanması mümkün olur, nefsi ıslah olur. Onun için ölümü güzelce düşünün: Kendinizi yatakta yatıyor vaziyette ve son anlarınızmış gibi düşünün. Ölüm geldiğinde sizi yıkıyorlar, kefenliyorlar, tabuta koyuyorlar, camiye getiriyorlar ve namazınızı kılıyorlar. İşte cemaat tabutunuzu aldı kabristana götürüyor.<br>Toprağa gömdükten sonra imam telkin veriyor. Cemaat dağılıyor ve gidiyor. Kabrin içinde melekle baş başa kalıyorsunuz. Melek soruyor: ‘’Rabbin kim, dinin ne, Peygamberin kim, kitabın ne, kıblen neresi?’’ Onlara cevap verdiğinizi düşünün! Ahiret âleminde Evliyaullah büyüklerimizle, Cenab-ı Mevla’nın zikri ve tesbihi ile ruhlar âleminde vaktimiz geçerken, dünyanın da sonunun geldiğini, kıyametin de kopmaya başladığını düşünün. Ondan sonra Allah’ın (C.C.) huzurunda olduğunuz manasını kaybetmeden, elinizde tesbih ile zikre başlayın: 300 defa ‘’La ilahe illallah’’ deyin. Her yüz defasında ‘’ilahi ente maksudi ve rıdake matlubi’’ deyin! Bu da hadis-i kudsiden alınma sözüdür. ‘’Ya Rabbi! Maksudum sensin, ben<br>senin rızanı istiyorum!” demektir. Kelime-i Tevhid zikrinden sonra, 100 defa Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) salavat getirin. (Allahümme salli ve barik’i okumak efdaldir. Kısaca ‘’Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.’’ de denilebilir). Melekler bu salat ü selamı alırlar, Rasulullah’a (S.A.V.) arz ederler: ‘’Ya Rasulullah! Filan ülkenin filan şehrinden filanca sana selam gönderdi.’’ derler. Rasulullah (S.A.V.) de selamınızı alır. Çok hayırlara erersiniz inşallah. Bu zikirleri böyle yaptıktan sonra dualar edin. Kendinize dua edin; dünyanıza, ahretinize… Elbette annenizi, babanızı dualarınızda unutmayın. Çünkü annesine babasına duayı terk eden kulu Allah (C.C.) sevmez. Ama insanın şeyhi Peygamber vekili olduğu için, anne babasından önde gelir. Hocanızı da dualarınızda unutmazsınız. Ondan sonra Müslümanlara dua edersiniz. Konu komşunuza, yakınlarınıza, sevdiklerinize dua edersiniz. Allah (C.C.) sizi ondan dolayı da mükâfatlandırır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><br>NAFİLE NAMAZLAR</h2>



<p>Namazları camide kılın, cemaatle kılın, yirmi yedi kat sevabı kaçırmayın! Cuma namazını asla terk etmeyin! Cumayı terk edenin kalbi mühürlenir, mahvolur. Farz namazlardan ayrı nafile namazlar vardır. Onları da kıldığımız zaman, Allah’ın (C.C.) sevgisini kazanırız.‘’ Bak, kulum mecbur olmadığı şu ibadetleri de severek yapıyor!’’ diye Allah (C.C.) o kulunu sever.</p>



<ol><li>Sabah namazından sonra uyumayıp, güneşin doğmasından yarım saat geçinceye kadar Kur’an okuyarak, günlük virtlerimizi yaparak, dua ederek meşgul olup ardından işrak namazını kılmak sünnettir. Böyle yaparsanız, o sabah bir hac ve umre sevabını kazanmış olursunuz. Bunu kaçırmamaya<br>gayret gösterin. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını cemaatle kılar sonra namaz kıldığı yerde oturup güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikreder (kerahet vakti çıktıktan) sonra da iki rekat namaz kılarsa bir Hac ve Umre yapmış gibi sevap kazanır”.<br>(Tirmizî, Ebvabu’s-Salat, 412, hadis no: 586)</li><li>Sabah ile öğlen arasında duha namazı vardır. Öğlene kırk beş dakika kalıncaya kadar kılınabilir. Dört rekat, sekiz rekat veya daha fazla olarak kılınabilir! Bir insan duha namazı kılmaya devam ederse, Allah onu Muhsin kulları zümresine katar.</li><li>Akşam namazının sünnetinin arkasından evvabin namazı vardır. İki rekat, altı rekat veya on iki rekat olarak kılınabilir. İnsanın günahları denizlerin köpükleri kadar çok olsa bile, affına sebep olur.</li><li>Yatma zamanı gelince taze abdest aldıktan sonra dört rekat gece namazı kılıp abdestli bir şekilde yatmak gerekir. Bir kimse böyle yaparsa, bütün gece ibadet etmiş gibi melekler ona sevap yazarlar. Melekler başına toplaşırlar; ‘’ Ya Rabbi! Bu kulun abdestli yattı; sen bunu mağfiret et!’’ diye sabaha<br>kadar dua ederler. Şeytan yanına sokulamaz. Ölürse imanla göçmesine sebep olur. Onun için, geceleri böyle yatmaya çok gayret edin, çok dikkat edin.</li><li>Geceleyin de uykunuzu bölüp teheccüd namazı kılmaya çalışın. O da çok sevaplı bir namazdır. Geceleyin iki rekat namaz kılmak, dünyadan da, dünyanın içindeki her şeyden de daha hayırlıdır.</li></ol>



<h2 class="wp-block-heading">NAFİLE ORUÇLAR</h2>



<p>Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde: “Pazartesi ve Perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.” (Tirmizî, Savm 44.) buyurarak bizlere Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmayı tavsiye ediyor. Bu oruçları tutmaya gayret edilmelidir.<br>Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ayrıca her hicri ayın başında, ortasında (ayın 13, 14 ve 15. günleri) ve sonunda oruç tutmayı tavsiye ediyor. Receb, Şaban, Şevval, Zilhicce ve Muharrem aylarında da sevaplı oruçlar vardır; bu günlerde oruç tutmak da çok faziletlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><br>TEMEL ESASLAR</h2>



<p>Bizim yolumuz Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sünnetine uyma yoludur. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) tavsiyelerini tutacağız. Ayetleri, hadisleri okudukça ve sevap getiren amelleri öğrendikçe uygulayacağız. Günahlardan kaçınmaya çok dikkat edeceğiz, takva ehli olacağız. Haramlara, günahlara yanaşmayacağız, bulaşmayacağız. Nefse, şeytana uymayacağız. Huylarımızı düzelteceğiz. Kötü huyları atacağız, iyi huyları alacağız. Geçimsiz, kavgacı, merhametsiz, vefasız, cimri, pinti olmak ve sözünde durmamak Müslümana yakışmaz; bunlardan vazgeçeceğiz. Tatlı dilli, güleç yüzlü, cömert, iyiliksever, merhametli, sözünde durur, sadık, aşık, veli, mahbup ve iyi kul olacağız. “Her şeyi Allah’tan bilen kimse hayır işi yapmaya muvaffak olur. Nefsini aradan çıkarabileceği için amelini beğenme halinden de kurtulur.” Gavs-ul Azam Seyyid Abdulkadir Geylani Hz. (k.s.) Bu benim söylediklerim çok mühim konulardır. Bunları yaparsanız, cennetlik olursunuz. Onun için, cenneti elden kaçırmamaya dikkat edin, nefse şeytana uymayın! İbadetleri yapın, haramlardan kaçının, Allah’ın (C.C.) yolunda, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sünnetine uygun olarak yaşamaya devam edin! Zikir vazifelerinizi güzelce yapın, takva yolundan yürüyün, ahlakınızı güzelleştirin, cenneti kazanın!<br>Allah-u Teâla Hazretleri ma’rifetullaha, muhabbetullaha erdirsin. Cennetiyle cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin. Âmin.<br>(İnnellezine yübayiuneke innema yübayiunallah. Yedullahi fevka eydihim. Ve men evfa bima ahede aleyhullahe feseyü’tihi ecran ezima). Sadakallahul Azim. (Fetih, 10. Ayeti) [Muhakkak ki sana biat edenler gerçekte Allah-u Teâla’ya biat etmişlerdir. Allah’ın kuvvet ve yardımı biat edenlerin üstündedir. Şu halde kim bu bağı çözerse, kendi aleyhine çözmüş olur. Kim de Allah ile sözleştiği şeye vefa, onun hükmünü ifa ederse, Allah da ona büyük bir ecir verecektir.]<br>Ahdinize sadık olun, Allah’ın (C.C.) yoluna vefalı olun, sırat-ı müstakimden sapmayın! Allah-u Teâla sizleri bundan sonra nefse şeytana yenilmeyenlerden eylesin. Yolunda daim eylesin, zikrinde kaim eylesin. Tarikatın adabını, ahlakını öğrenip, tekke adabına sahip; kamil, salih, veli, mahbup bir kul olmayı nasib eylesin. Âmin.<br>Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c) mahsustur. Güzel sonuç takva sahiplerinindir. Bil ki Allah muttakilerle beraberdir. Düşmanlık sadece zalimlere karşı olur. Salatü Selam Efendimiz Hz. Muhammed’e onun aline ve ashabının hepsinin üzerine olsun. Hamd bizi bu yola ulaştıran Allah’a mahsustur. Eğer<br>Allah(c.c) bize hidayet etmeseydi bizler hidayet üzere olmazdık. Rabbim bizleri ve bu mübarek halkaya tutunanları sıratı mustakimden ayırmasın. Bizleri sevdiklerinin yoluna erdirsin gazaba ve delalete uğrayanlardan uzak eylesin. Rabbimizin hidayeti olmasaydı bizler hidayete eremezdik. Ya Rabbi bizleri Kuran’dan ve Resulünün sünnetinden ayırma.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Qadiriyya Tariqah dhikr lesson recipe</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/qadiriyya-tariqah-dhikr/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2021 16:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3125</guid>

					<description><![CDATA[IN THE NAME OF ALLAH, THE GRACIOUS, THE MERCIFUL UNQUESTIONABLY, BY THE REMEMBRANCE OF ALLAH HEARTS ARE ASSURED. ar-Ra&#8217;d, 28 It is started to have a lesson with eyes closed by bending towards qibla preferably in a clean and secluded place, at an appropriate time of the day. If there is no possibility, it can be performed all the way at any time. Course Description: &#8220;I repent all my sins that I have fallen into knowingly or unknowingly through my hands, tongue, eyes, heart and all parts up to now.&#8221; With these feelings: 100 TIMES ASTAGFIRULLAH 11 TIMES IKHLAS SHARIF 1 TIMES AL-FALAQ 1 TIME AL-NAS 3 TIMES Al-Fatihah Sharif are said. All sawab accrued from the performance of verses from the Quran are bestowed to the souls of all prophets (a.s), especially our Prophet (pbuh), four caliphs, ahl al-bayt, companions of prophet muhammad, muslim saints (ks), ulama, martyrs and salehs. In addition, in the series of our tariqah, they are bestowed to the soul of Sayyid Abd al-Qadir al-Gillani (ks) succesively from Hz. Ali (k.v), then of Haydar Baba (ks), Cemil Baba (ks). Sheik Katip Efendi. Eyes are closed and death is contemplated. (I&#8217;m dead, they&#8217;re washing me, they&#8217;re shrouding me, they are performing my funeral prayer, the grave is alone, the one who saves them but Allah (CC), there is no friend or helper but HIM.) 300 times LÂ İLÂHE ILLALLAH (vocally remembrance counted) 100 times SALAVAT-SHARIF (Allahumma salli ala sayyidinå Muhammad and alá äli sayyidinå Muhammed) NOTE: These lessons will be held every 24 hours. It is fardh to remember Allah through worships such as performing prayer, fasting, almsgiving, and performing jihad. The Quran includes more than 200 verses related to remembrance. In Surah Al-Ahzab verses 41 and 42, our Lord speaks to Muslims by &#8220;O you who have believed, remember Allah with much remembrance. And exalt Him morning and afternoon.&#8221; In Surah Ar-Ra&#8217;d verse 28, our Lord speaks to Muslims by &#8220;Unquestionably, by the remembrance of Allah hearts are assured.&#8221; In Surah Al-i Imran verse 191, our Lord speaks to Muslims by &#8220;Who remember Allah while [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>IN THE NAME OF ALLAH, THE GRACIOUS, THE MERCIFUL</p>



<p>UNQUESTIONABLY, BY THE REMEMBRANCE OF ALLAH HEARTS ARE ASSURED. ar-Ra&#8217;d, 28</p>



<p>It is started to have a lesson with eyes closed by bending towards qibla preferably in a clean and secluded place, at an appropriate time of the day. If there is no possibility, it can be performed all the way at any time. Course Description: &#8220;I repent all my sins that I have fallen into knowingly or unknowingly through my hands, tongue, eyes, heart and all parts up to now.&#8221; With these feelings:</p>



<p><strong>100 TIMES ASTAGFIRULLAH </strong></p>



<p><strong>11 TIMES IKHLAS SHARIF </strong></p>



<p><strong>1 TIMES AL-FALAQ </strong></p>



<p><strong>1 TIME AL-NAS  </strong></p>



<p><strong>3 TIMES Al-Fatihah Sharif are said.</strong></p>



<p>All sawab accrued from the performance of verses from the Quran are bestowed to the souls of all prophets (a.s), especially our Prophet (pbuh), four caliphs, ahl al-bayt, companions of prophet muhammad, muslim saints (ks), ulama, martyrs and salehs. In addition, in the series of our tariqah, they are bestowed to the soul of Sayyid Abd al-Qadir al-Gillani (ks) succesively from Hz. Ali (k.v), then of Haydar Baba (ks), Cemil Baba (ks). Sheik Katip Efendi. Eyes are closed and death is contemplated. (I&#8217;m dead, they&#8217;re washing me, they&#8217;re shrouding me, they are performing my funeral prayer, the grave is alone, the one who saves them but Allah (CC), there is no friend or helper but HIM.)</p>



<p><strong>300 times LÂ İLÂHE ILLALLAH (vocally remembrance counted)</strong></p>



<p><strong>100 times SALAVAT-SHARIF (Allahumma salli ala sayyidinå Muhammad and alá äli sayyidinå Muhammed)</strong></p>



<p><strong>NOTE: These lessons will be held every 24 hours.</strong></p>



<p>It is fardh to remember Allah through worships such as performing prayer, fasting, almsgiving, and performing jihad. The Quran includes more than 200 verses related to remembrance.</p>



<p>In Surah Al-Ahzab verses 41 and 42, our Lord speaks to Muslims by &#8220;O you who have believed, remember Allah with much remembrance. And exalt Him morning and afternoon.&#8221;</p>



<p>In Surah Ar-Ra&#8217;d verse 28, our Lord speaks to Muslims by &#8220;Unquestionably, by the remembrance of Allah hearts are assured.&#8221; </p>



<p>In Surah Al-i Imran verse 191, our Lord speaks to Muslims by &#8220;Who remember Allah while standing or sitting or (lying) on their sides</p>



<p>In Surah Al Munafiqun verse 9, our Lord speaks to Muslims by &#8220;O you who have believed, let not your wealth and your children divert you from remembrance of Allah. And whoever does that &#8211; then those are the losers.&#8221;</p>



<p>Remembrance means remembering and reminding Allah. The easiest worship to come closer to Allah is remembrance. Our Prophet (PBUH) also stated the importance and virtue of remembrance in many hadiths.</p>



<p>So, one day while sitting in their assembly, our Prophet (PBUH) uttered his companions by stating that &#8220;O my companions! When you visit the gardens of Heaven in the world, benefit from them.&#8221; Companion &#8220;O The Messenger of Allah! Are there gardens of Heaven in the world?&#8221; Our Prophet (PBUH) &#8220;Yes, there are. They are the assemblies of remembrance.&#8221; Companion &#8220;O The Messenger of Allah! How do we benefit from them?&#8221; Our Prophet (PBUH), &#8220;Benefit from them by attending those assemblies…</p>



<p>With a qudsi hadith sherif, our Prophet (PBUH) uttered that &#8220;Allah (CC) says: When my servant remembers me in his heart, I remember my servant in My heart. If he remembers me in an assembly, I certainly remember him in an even better assembly&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dihyet&#8217;ül Kelbi (r.a) Becoming a Muslim</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/dihyetul-kelbi-r-a-becoming-a-muslim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 08:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3113</guid>

					<description><![CDATA[Dıhyet&#8217;ül Kelbi (r.a) was a very handsome companion; He was very similar to the Messenger of Allah (s.a.v). His descendants were also from kings. During the pre-islamic age of ignorance, there was some disorder among the Companions. Cebrail (a.s) came and said: “Messenger of Allah! Dihye is coming to you to become a Muslim.” The Messenger of Allah (c.c.) said to the Companions in the morning prayer: &#8220;Dıhye will come here and become a Muslim. Treat Dıhye(r.a) well. Something has happened between you in the past, but throw away these resentments!” When Dıhye came, The Prophet (s.a.v.) was very happy. When the Prophet (s.a.v.) was happy, his face was shining like the moon. Hz. Muhammad (s.a.v.) took off his robe and threw it in Dıhye because of the mosque is soil. Dihya (r.a) was shy to sit on the robe of the Messenger of Allah (s.a.v.), so he collected the robe, kissed it, applied it to his face and eyes, and then put it next to him. Dıhye (r.a) said: &#8220;Dear Messenger of Allah! I came to be a Muslim; “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasulühü”. Dıhye (r.a) started to cry after he became a Muslim. Hz. Muhammad (s.a.v.) said: “Dear Dıhye! Why are you crying? Your happiest day is today. You became a Muslim anymore. Allah (c.c.) has given you guidance.” Dıhye (r.a) said: “Dear Messenger of Allah! I did not know in the age of ignorance. I killed seventy girls alive. I&#8217;m willing to do whatever punishment you give me right now. If you want say to me: &#8216;I will kill you instead of these children.&#8217; I agree, &#8216;I will take your property.&#8217;, I agree. Cebrail (a.s) came and said: “Dear Messenger of Allah! Just as Dıhye said, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasulühü”, Allah (c.c.) forgave all his sins. The religion of Islam deletes those before the islamic confession of faith . This time, the Companions were very upset: &#8220;Isn&#8217;t there something like this for us too?&#8221; Hz. Muhammed (s.a.v.) said: &#8220;Whoever says La ilaha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dıhyet&#8217;ül Kelbi (r.a) was a very handsome companion; He was very similar to the Messenger of Allah (s.a.v). His descendants were also from kings. During the pre-islamic age of ignorance, there was some disorder among the Companions. Cebrail (a.s) came and said: “Messenger of Allah! Dihye is coming to you to become a Muslim.” The Messenger of Allah (c.c.) said to the Companions in the morning prayer: &#8220;Dıhye will come here and become a Muslim. Treat Dıhye(r.a) well. Something has happened between you in the past, but throw away these resentments!” When Dıhye came, The Prophet (s.a.v.) was very happy. When the Prophet (s.a.v.) was happy, his face was shining like the moon. Hz. Muhammad (s.a.v.) took off his robe and threw it in Dıhye because of the mosque is soil. Dihya (r.a) was shy to sit on the robe of the Messenger of Allah (s.a.v.), so he collected the robe, kissed it, applied it to his face and eyes, and then put it next to him. Dıhye (r.a) said: &#8220;Dear Messenger of Allah! I came to be a Muslim; “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasulühü”. Dıhye (r.a) started to cry after he became a Muslim. Hz. Muhammad (s.a.v.) said: “Dear Dıhye! Why are you crying? Your happiest day is today. You became a Muslim anymore. Allah (c.c.) has given you guidance.” Dıhye (r.a) said: “Dear Messenger of Allah! I did not know in the age of ignorance. I killed seventy girls alive. I&#8217;m willing to do whatever punishment you give me right now. If you want say to me: &#8216;I will kill you instead of these children.&#8217; I agree, &#8216;I will take your property.&#8217;, I agree. Cebrail (a.s) came and said: “Dear Messenger of Allah! Just as Dıhye said, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasulühü”, Allah (c.c.) forgave all his sins. The religion of Islam deletes those before the islamic confession of faith . This time, the Companions were very upset: &#8220;Isn&#8217;t there something like this for us too?&#8221; Hz. Muhammed (s.a.v.) said: &#8220;Whoever says La ilaha illallah will enter Paradise.&#8221; (Müslim, Kitabü’l- iman, 53)<br>Since when we say it, Allahu Teala forgives us, donate us. We say: La ilahe illallah La ilahe illallah La ilahe illallah La ilahe illallah La ilahe illallah La ilahe illallah.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Golden Advices From Hacı Katip Efendi (k.s.)</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/golden-advices-from-haci-katip-efendi-k-s/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 08:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3111</guid>

					<description><![CDATA[Surrender and loyalty to the sheikh should be essential. None of the so-called acts are of any use to the dervish. This path taken for Allah (c.c) requires submission, honesty, sincerity, loyalty and effort. Spiritual education which is long and grueling, under the guidance of the sheikh, with the permission and grace of Allah (c.c.),is completed when the dervish strictly complies with the assigned duties. Since the road is long and very arduous, also the aspirant must be patient, understanding and devoted. Don&#8217;t close the doors that you see goodness! They can be needed again one day. Virtue is found with truthfulness, sincerity and loyalty. Where there is no loyalty, others do not stop.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Surrender and loyalty to the sheikh should be essential. None of the so-called acts are of any use to the dervish. This path taken for Allah (c.c) requires submission, honesty, sincerity, loyalty and effort. Spiritual education which is long and grueling, under the guidance of the sheikh, with the permission and grace of Allah (c.c.),is completed when the dervish strictly complies with the assigned duties. Since the road is long and very arduous, also the aspirant must be patient, understanding and devoted. Don&#8217;t close the doors that you see goodness! They can be needed again one day. Virtue is found with truthfulness, sincerity and loyalty. Where there is no loyalty, others do not stop.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacı Katip Efendi&#8217;den (k.s.) Sözler</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/haci-katip-efendiden-k-s-sozler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2021 19:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faydalı Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3107</guid>

					<description><![CDATA[Gündüz yaşanan gafletten, ibadetsiz geçen geceden, zikrullahsız bir hayattanher türlü zulüm ve şirkten sana sığınırım Ya Rahman! Ya Rahim! Velilerin geceleri gündüz, gündüzleri gece gibidir. Allah&#8217;ın (c.c.) dostları güneş gibidir. Sadece velilere sırtını dönenler onları göremez. Her huy sahibi kendine benzeyeni çeker; salihler salihleri, asiler asileri. Bu nedenle evliyaların çevresinde salihler, şeytanın çevresinde ise asi kullar toplanır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gündüz yaşanan gafletten, ibadetsiz geçen geceden, zikrullahsız bir hayattan<br>her türlü zulüm ve şirkten sana sığınırım Ya Rahman! Ya Rahim!</p>



<p><a href="https://www.m-sefa.com/haci-katip-efendiden-k-s-sofilik/" target="_blank" data-type="post" data-id="3081" rel="noreferrer noopener">Velilerin </a>geceleri gündüz, gündüzleri gece gibidir.</p>



<p>Allah&#8217;ın (c.c.) dostları güneş gibidir. Sadece velilere sırtını dönenler onları göremez.</p>



<p>Her huy sahibi kendine benzeyeni çeker; salihler salihleri, asiler asileri. Bu nedenle evliyaların çevresinde salihler, şeytanın çevresinde ise asi kullar toplanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Description of Sofis from Hacı Katip Efendi (k.s)</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/description-of-sufis-from-haci-katip-efendi-k-s/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 09:28:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3101</guid>

					<description><![CDATA[Some people are like roses; It has smell and color.Some people are like fire; It has smoke and smell.But sufis are like roses. When people see the Sufis, the smell of the dhikr of Allah (c.c.) is felt in the hearts of the Sufis.The heart that does not remember Allah (c.c.) is like a stone; it neither holds water, nor plants, nor gives anything else. May Allah (c.c.) make us one of his servants with a soft heart, tearful eyes, and in love with the Truth. -Hacı Katip Efendi (k.s.)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Some people are like roses; It has smell and color.<br>Some people are like fire; It has smoke and smell.<br>But sufis are like roses. When people see the Sufis, the smell of the dhikr of Allah (c.c.) is felt in the hearts of the Sufis.<br>The heart that does not remember Allah (c.c.) is like a stone; it neither holds water, nor plants, nor gives anything else. May Allah (c.c.) make us one of his servants with a soft heart, tearful eyes, and in love with the Truth.</p>



<p>-Hacı Katip Efendi (k.s.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacı Katip Efendi&#8217;den (k.s) Sofilerin Tanımı</title>
		<link>https://www.m-sefa.com/haci-katip-efendiden-k-s-sofilerin-tanimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 10:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarikatımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.m-sefa.com/?p=3095</guid>

					<description><![CDATA[Bazı insanlar var gül gibidir; kokusu ve rengi vardır.Bazı insanlar da ateş gibidir; dumanı ve kokusu vardır.Ama sofiler gül gibidir. İnsanlar, sofileri gördüğünde sofilerin kalbinden Allah&#8217;ın (c.c.) zikrinin kokusu duyulur.Allah&#8217;ı (c.c.) zikretmeyen kalp taş gibidir; ne su tutar, ne bitki ne de başka bir şey verir. Allah (c.c.), bizi kalbi yumuşak, gözü yaşlı, Hakka aşık kullarından eylesin. -Hacı Katip Efendi (k.s.)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazı insanlar var gül gibidir; kokusu ve rengi vardır.<br>Bazı insanlar da ateş gibidir; dumanı ve kokusu vardır.<br>Ama sofiler gül gibidir. İnsanlar, sofileri gördüğünde sofilerin kalbinden Allah&#8217;ın (c.c.) zikrinin kokusu duyulur.<br>Allah&#8217;ı (c.c.) zikretmeyen kalp taş gibidir; ne su tutar, ne bitki ne de başka bir şey verir. Allah (c.c.), bizi kalbi yumuşak, gözü yaşlı, Hakka aşık kullarından eylesin.</p>



<p>-Hacı Katip Efendi (k.s.)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
