Sürekli şikayet eden, ağlayıp sızlayan mutsuz olan, çevresiyle kavgalı ve küs olan, amacı, hedefi olmayan, bunalım takılan kişinin şu soruyu kendisine sormalıdır: Ben hangi farzı, vacibi, sünneti terkettim ya da hangi haram, mekruhu işliyorumda bu karanlık çaresizlik içinde kaldım. Deneyin! Allahu Teala’nın emirlerini tutup, haramlarından kaçtığınızda Efendimiz (s.a.v) sünnetine uyduğunuzda daha huzurlu ve mutlu olduğunuzu göreceksiniz.
Mü’mine kurulan ilk tuzak, şüpheli şeylerin yedirilmesidir. Buna alışınca haram lokma daha cazip gelir. Haramlarla beslenincede ibadet yapamaz olur. Bu arada şüpheli ve haram olan şeyler, şeytan tarafından cazip ve süslü gösterilir. Öyle bir gaflete dalar ki insan tövbe yapmadığı müddetçe doğru yolu da bulamaz.
düzgün, sahih bir inanç bilgisi olmadan nafilelerle ugraşmak boş bir hevestir. fıkıh bilmeden de ibadetle ugraşmak, cehalettir. Önce iman sonra amel ilim olmadan imanın, iman olmadan da amelin faydası malesef yoktur. Senelerce namazın farzını terk ederek kılan bir kimseyi ahirette büyük bir pişmanlıktan başka bir şey beklememektedir. Haramları sevap diye işlemek, farzları hafife alıp geri bırakmak hep bundan kaynaklanmaktadır.
Aynı hataları defalarca tekrarlamak, onlardan ibret almamak, insanın cehaleti ve olayları çok çabuk unutmasından kaynaklanır. Oysaki Efendimiz’in (s.a.v), “Mü’min bir delikten iki kere ısırılmaz.” buyruğunu uygulasaydı bir çok sorun çok kolay çözülür, hatta sorun bile olmazdı.
Hacı Katip Efendi (k.s)
M-Sefa 2021 - Kadiri Tarikatı